İznik Ultra 80k

01 Üzerinden aylar geçti herkes birşeyler yazdı söyledi ben ise zihnimdeki koşuyu anca bitirip olanları oturtabildim kafamda…biraz uzun olacak belki ama Orhangazi Ultra 80k yi sağsalim koşmamı sağlayan hayatımdaki güzel insanlara teşekkür ederek yaklaşık 12 saatin hikayesini sizlerle paylaşmak istedim.

03Herşey bir sabah Yıldız Parkı’nda “tamam ilerideki tabelaya kadar koşacagız” diyen Ilgaz Kuruyazıcı’nın beni kandırması ile başladı. Durmadı beni Geyik koşuları 14k’ya yazdırdı ve ustanın yanına çırak vererek Suna Altan’ın içime patika ateşini yakmasını sağladı. Sonra her yarışımdan önce beni motive eden ve bilinçlendiren, yazılarını ve sözlerini heyecanla takip ettigim Aykut Çelikbaş ile tanıştırdı. Her türlü malzemesini, bilgisini, arkadaşlıgını Ahmet Kerem Yaman esirgemedi. sabahın köründe Yasemin Göktaş gelip benimle ormanda koştu. Cemil Gökçe aradı sordu durmadı. Motivasyonumun düşük oldugu anlarda Çagın var oldu. En sevdiğim yarışları Caner Odabaşoglu düzenledi ve ben koşmaya devam ettim. Serkan, Şeyda, Müstesna, Önder, Özhan ve Sedef ile koşmanın hayatıma nasıl güzellikler katabilecegine tanık oldum. Koşular, yarışlar peşi sıra devam etti. Tamam 1.5 seneyi bu kadar uzun anlatmayacağım. Sonra işler ciddiye bindi ve start noktasına geldim Beni benden iyi tanıyarak verdiği programlar sayesinde Burkay Günay yarış öncesine kadar sağlam kalabilmemi, yarış günü de sakin ve hazır hissetmemi sağladı. Hazırlık sürecinde antrenmanları keyif haline dönüştüren ‪#‎marathonist‬ ailesi ve ailenin direği Emre Tacir ve son dönemde birlikte antrenman yapıp peşini kovalayarak sınırlarımı zorlamamı sağlayan Martine Nolan ise kendime güvenle ilk defa bir yarışta gerçekten sadece bitirmek degil yarışmak için start noktasına gelmemi teşvik etmişti.

05

Ve yarış başladı. En arkadan sakin sakin ilk 19km yi sabit rahat bir tempo ile tamamladım. O sırada da yarışma güdüsü ile çevredekileri inceliyordum. Bu yarış için çok iyi hazırlanmış oldugu göze çarpan Coraline Chapette in daha ilk dk lardan bana zorluk çıkaracagını da anladım . Ama tempomu bozmadan ve daha ilk adımı atarken içimde çığlıklar attıran o ilk tırmanışa başladım. Dag bisikleti antrenmanlarının faydaları tek tek döküldü. Yürü koş yaparak 8km süren tırmanışı yaklaşık 15kişiyi geçerek tamamladım. Keyfim yerinde ayaklarım saglam ancak suyum tükenmekte….Alarm…Yanıma aldıgım grafikten (zaten ezberlemiştim gerek yoktu kontrole ama) bir sonraki istasyonun 10km sonra oldugunu teyit ederek ya susuzluktan yada kayalardan akan sudan zehirlenerek ölecegim diyerek çevreme bakınmaya başladım. İlk ikisinde hala emin olamayarak geçtigim küçük akıntıların üçüncüsünde durup mataramı doldurdum ve devam ettim. İniş başlamıştı. Birkaç 136km yarışçısını geçtim onlara moral vermeye çalıştım. İlk iniş çok keyifliydi ve Narlıca!!!! Orda olması konusunda anlaşmadığımız ama koşarken keşke diye hayal ettigim canım annem Nilüfer Hancıoğlu oradaydı.

08

Ben 80 koştuysam o 380 koştu ogün çok iyi durumdaydım sorun yok annem endişelenmeyecek diye istasyona girdim ve Serkan İmrak’ın orada yarışı bıraktıgını gördüm. Sevgili Müs ve Ezgi’de oradaydı. Serkan’ı hadi beraber diye ikna etmeye çalışsam da dogru olana karar vermiştir diyerek bir çorba içip devam ettim. Bu arada Caroline hep peşimde hep peşimde arkaya bakıp kontrol etmek ve yarış stresinde ilerlemek için çok uzun bir mesafe. Düşünmemeye çalışarak ikinci tırmanışa başladım. Narlıca’da aldıgım moral ile yine iyi tırmandım. Yürü koş ama çogunlukla hızlı büyük adımlar ile yürüyerek. Sıcaktan yol boyunca buldugum tüm yalaklara girerek devam ettim. Aldıgım tuz hapları ve elektrolitler sayesinde sıcaktan çok etkilenmedim. Yol boyunca yalnız koştum e tabi zaman zaman güzel insanlara denk geldim ve bir süre beraber gittim. İsimlerini tek tek yazamasamda onlara da teşekkkür ederim. Sonradan baktım hepsi de sağ salim bitirmiş. Yarışa dönelim…Caroline yine peşimde…ben yine stres…ama devam etmeliyim geliyor işte…Süleymaniye’ye geldik. Sonrası güzel iniş çıkış olarak hatırladıgım geçen sene koştugum parkur rahatım ama o da ne …Caner sürprizli bir parkur oluşturmuş…çık çık bitmiyor..single trackler..ormanlık, köklü, taşlı ve en sevdigim çamurrrrlu parkur…bu bölümde Nejdet Abi ile karşılaştık. Hasta hissediyordu. Bir süre çamurları beraber aştık ve devam ettik. Sonra uzun süredir varlıgını kabul etmesemde tuvalet problemi iki kere durdurdu ve Nejdet abi ile ayrıldık. Eee tabi ki Cora yine yetişti….inadım..hayretler içindeyim…kendi savaşma azmime hayran olarak yola devam…yine geçtim…gözüm arkada ama…inişler çıkışlar devam etti ve Derbent’e 4km kala hafif yorgunluk belirtileri ve güneş etkileri ile mide bulantısı başgösterdi. Ve o saatten itibaren neredeyse hiç beslenemedim. Bu da yarışımın son 4 saati demek oluyor. ama devam…derbent e yakın bir inişte bir baktım köy kahvesinde Bülent Şatır…gel sana soda ısmarlayayım dedi…soda mı? Ama ben yarışıyorum..ama o kadar bıkmışım ki arkamdaki takipten geçse rahatlayacagım..eee midem de kötü..bir soda içeyim diye köy kahvesi merdivenlerini tırmanıp oturdum sandalyeye ilk defa 8 saat sonra oturdum ohhh…sodamı yudumlarken Cora geçti gitti..bu onu son görüşüm oldu…bir yandan niye bıraktın diye kendime kızıyorum bir yandan da ohhh be yarışmıyorsun artık keyfini çıkar diyorum..degişik bir duygu idi 9 saat süren bu kapışma…ama çok güçlü yarıştı ve haketti tebrikler Coraline….köy kahvesinde birde Faruk Degirmenci abi vardı.

06Yoldan geçen yarışta görevli araçları durdurmaya çalışıyor yarışı bırakacakmış…olmaz dedim hadi devam beraber…ve yola çıktık..kah o durdu kramplardan kah ben yorgunluktan ama bırakmadık…derbent e geldik..sonunda..ilk çanta kontrolü herşey yanımda o kadar taşıdım 3 kilo . Hava hafiften kararmaya başladı. Reflekte yelekleri ve kafa lambasını çantadan çıkarma vakti gelmiş. Durmak yok yola devam ne kaldı ki şehre 15k iniş…devam…hahah…bir daha grafigi o kadar küçük basmayacagım söyle kocaman bir A0 ki küçük sandıgımız tepeler rahat rahat görünsün…yine çık çık çık..hava iyice karardı..ve yol boyunda 8 kere falan ignesini düzelttigim çipimi taşıyan gögüs numaram yok!!! Alarm…hemen Caner’i aradım ve çantandaki duruyor ise devam dedi tamam yola devam..ama o kadar motiveyim ki bitirmeye, çipsiz geçirmeyecek ise geri dönüp arayacagım..hem de karanlıkta..yine çamurlar agaçlar dallar ve işte o sert inişler..karanlık, adımımı göremiyorum..bacaklar yorgun..beden ürkek adımlar atıyor ve hala yürüyememin sebebi…kendimi durdurmaya çalışmaktan quadlar bitiyor..yürü koş yürü koş iniyoruz ama ben keşke çıkış olsaydı diye düşünüyorum çünkü gitmiyor artık bacaklar..çıkış daha rahat artık inişlerden..şehir ışıkları yakında ama bir türlü ulaşamıyoruz…son düzlük artık inatla koşmaya devam…birbirimizi bırakmadık Faruk abi ile artık bitiyor tamam…ve finiş noktasındaki o kocaman spotlar!!! Ve beni o saate kadar beklemekten bıkmamış o müthiş insanlar…hepinize o kadar çok şey borçluyum ki…11h49…82.75km…+2100m kazanım…ve gözyaşları..engel olamadım…

07

Reklamlar

İznik Ultra 80k’ için 4 yanıt

  1. Nereden nereye? 🙂
    Tahtalı Run to Sky yarış raporlarını okurken blogunuza denk geldim. Butun raporlarınızı soluksuz okudum. Öncelikle tebrikler.

    Faruk abi ile koşusunuzu hatırlıyorum 🙂 yazınızı okurken o an aklıma geldi..
    Çünkü ben Derbent te yarışı bırakmıştım, dinlenme esnasında Faruk abi sizinle kosarak istasyona gelmişti, Hadi kalk koşalım dedi ama ben hazırlıksız olarak katıldıgım parkurda kramplar sonucu yarışı bitirmek zorunda kalmıştım ve mental olarak kendimi tuketmistim.

    Tekrar tebrikler azminizden ötürü,
    Bu seneki yarışlarda görüşmek üzere..

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s